Melâmîlik, tasavvuf tarihinde bir tarikat olmaktan çok tarikatlar üstü ve hatta hemen her tarikata tesir etmiş bir anlayıştır.
IX. yüzyılda Horasan’da ortaya çıkıp, özellikle Nişabur’da yayılan ve etkisini günümüzde de sürdüren Melâmîliğin tarihsel gelişim süreci, yaşanılan çağın gösterdiği toplumsal özelliklere göre genel olarak üç ayrı dönemde ele alınır.
1-Melâmîyye-i Kassariye Dönemi:
Birinci Dönem Melâmî Piri Hamdûn Kassar Hazretleri ile başlamıştır. Hamdûn Kassar Hazretleri, Melâmî’yi şöyle tanımlar: “Melâmî; batınında bir iddiası, zahirinde de yapmacık ve riyası olmayan, Allah ile aralarındaki sırdan, mahlukat bir tarafa, kendi zahiri kimliğinin bile haberdar olmadığı kimsedir.”
İbn-i Münazil, Abu Ali Muhammed Essafaki, El Fûdayıl Bin İyaz, Abu Havas Ömer Bin Salim El Haddad, Ebu Osman Hıyrî, Abdullah Bin Celâl, Şah Şûcâi Kirmâni, Abdullah Bin Muhammed Mürteiş, Zinnun-i Mısrî, Şeyh Yusuf Bin Hüseyin, Beyazıd-ı Bestami, Cüneyd-i Bağdadi, Necmettin-i Kübra, Şemsi Tebrizi, Mevlâna Celâleddin-i Rumî, Birinci Dönem Melâmî insan-ı kâmilleri arasında yer alır. İlk Dönem Melâmileri, Hz. Mevlânâ ile son bulur. Ancak menkıbeleri dilden dile gezer. Yaşantıları örnek alınır.
2- Melâmîyye-i Bayramîye Dönemi:
Orta Anadolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî ile başlayan İkinci Dönem Melâmîleri’ne “Bayramîler” ya da “Bayramî Melâmîleri” de denir. İkinci Dönem Melâmîleri’nin doğuş nedeni gibi yaşantıları da İlk Dönem Melâmîleri’nden değişik özellikler gösterir. İlk Dönem Melâmîleri’nin riyazet, çile, murakabe, mükâşefe, mücadele konularındaki tutumları çok sert ve kesinken İkinci Dönem Melâmîleri’nde daha fazla hoşgörü hakimdir.
Ömer Sıkkinî Hazretleri, Göynüklü Selehaddin Tevi, İnce Bedreddin, Kızılca Bedreddin, Meczup Akbıyık, Sarı Abdullah, Akşemseddin, Mehmet Bican, Ahmet Bican, İsmail Maşukî İkinci Dönem Melâmî insan-ı kâmilleri arasında yer alır.
3- Melâmîyye-i Nûriyye Dönemi:
Günümüz Melâmiliğinin başladığı dönem olup “Noktacı Hoca” ya da “Seyyid Hoca” diye bilinen Pir Seyyid Muhammed Nûr’ül Arabî’ye nispet edilmiş ve “Melâmîyye-i Nûriyye” diye de adlandırılmıştır.
Üçüncü Dönem Melâmîliği, 19. asırda Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli eyaletlerinde ortaya çıkmış ve Usturumca, Üsküp’ten tüm dünyaya yayılmıştır. Bu dönemde Melâmîlik, Kutb-ul Aktâb Hz. Pir Seyyid Muhammed Nûr’ül Arabî tarafından asrın şartlarına göre sistemleştirilerek, taliplilerine makamlarla “Meslek-i Resul” olarak anlatılmıştır. Bu özelliği ile Birinci ve İkinci Dönem Melâmîleri’nden ayrılır.
Melâmîliğin 9. yüzyıldan bu yana pek çok kimse tarafından benimsendiği, bu ekolün sufi tarikatlarını da az çok etkilediği ve vahdet-i vücud akidesi ile bütünleşerek günümüze kadar gelip Türk-İslam kültüründe önemli etkileri olduğunu söylemek mümkündür.